 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | endue , indue | f. giymek; giydirmek, teçhiz etmek; vermek, tevdi etmek.... |
| | desecrate | (f). kutsal bir şeye karşı hürmetsizlikte bulunmak, kutsal bir gayeden çevirmek, uzaklaştırmak. desecra'tion (i). mukadd... |
| | wreck | i., f. harabe, virane; harap olmuş kimse; kazazede gemi, gemi enkazı; dalgaların kıyıya attığı enkaz ve mallar; geminin ... |
| | statesman | i. (çoğ. -men) devlet adamı, devlet işlerinde tecrübeli ve bilgili olan kimse. statesmanlike, statesmanly s. devlet a... |
| | rotten | s. çürük, bozuk, çürümüş; ahlâkça bozuk; k.dili berbat, çok kötü. rottenly z. çok kötü. rottenness i. çürüklük; kötülük... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | prim | The privet.... |
| | ayırt etme | discernment. distinction.... |
| | kütük | block. log. stock. wood block. stump. register. record. registry. logbook. enrollment. enrolment. billet. calendar. chum... |
| | töre | custom. morals. observance.... |
| | hükümsüzlük | invalidity. voidness. void.... |
|
|
|
 |
|
 |
|