 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | vale | (ünlem), Lat. Uğurlar olsun! Güle güle ! Sağlıcakla kalın!... |
| | cobweb | (i). örümcek ağı; dayanıklı olmayan herhangi bir şey; tuzak, ağ, hile; (çoğ). örümcek ağları; zihin karışıklığı.... |
| | touchstone | i. denektaşı, mihenk taşı.... |
| | hackle | (i.), (f.) keten ve kendir tarağı; horozun boynundaki uzun ve ince tüyler; bu tüyden yapılmış sinek şeklindeki olta iğne... |
| | tour | i., f. devir; gezi, tur, seyahat; dünya seyahati, uzun yolculuk; turne; nöbet; f. seyahat etmek, tur yapmak, gezintiye... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | post | To rise and sink in the saddle, in accordance with the motion of the horse, esp. in trotting.... |
| | şaşkınlık | bewilderment. confusion. puzzlement. blankness. amazement. astonishment. being surprised. consternation. daze. discomfit... |
| | ayrımsız | similar. identical.... |
| | lota | a globular water bottle used in Asia. burbot.... |
| | kurultay | congress. general assembly. council.... |
|
|
|
 |
|
 |
|