 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | protect | f. korumak, muhafaza etmek, saklamak, himaye etmek; ikt. yabancı mallara yüksek gümrük koymak suretiyle yerli malları ... |
| | intake | i. giriş ağzı, giriş; içeriye alınan şey. intake valve emme supapı.... |
| | loess | i. kurumuş nehir yataklarında bulunan ve rüzgârın getirdiği zannedilen çok verimli sarımtırak kül rengi ince toprak, l... |
| | dozen | (i). düzine, on iki tane. dozenth (s). on ikinci. baker's dozen on üç tane... |
| | keelhaul | f. ceza olarak birini geminin altından geçirmek; şiddetle azarlamak.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | vitamin | vitamin.... |
| | kopya çekmek | copy. crib.... |
| | düşük | low. fallen. falling. nominal. subdued. abortion. miscarriage. hypo-. baggy. lowly. paltry.... |
| | demagoji | demagogy halkavcılığı.... |
| | yeti | faculty. power. power meleke.... |
|
|
|
 |
|
 |
|