 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | rubble | i. moloz taşı; moloz, yapı döküntüsü. rubbly s. moloz gibi.... |
| | embolism | i., tıb. amboli kan pıhtısının bir kan damarı veya arterini tıkaması; takvimler arasında uygunluk sağlamak amacıyla se... |
| | shoulder | (i)., (f ).omuz; destek olan şey; omuza benzer çıkıntı; kürek eti; dağ yamacı; sırt; (ask). tabya siperinin koltuğu; b... |
| | descant | (f). hararetli konuşmak: en yüksek sesle şarkı söylemek.... |
| | bond | i., f. bağ irtibat, rabıta; ip, zincir; fertleri bir grup halinde bir araya getiren ilişki; yapışıklık; yapıştırıcı madd... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | kerata | rascal. rogue. shoehorn. son of a gun. dog. cuckold.... |
| | iri | big. large. huge. coarse. coarse-grained. full. goodly. great. hulking. piebald.... |
| | kaza | county. accident. subdivision of a province. administration of justice. adjudication. body of a county. borough. casualt... |
| | düşkünlük | decrepitude.... |
| | kırtasiyecilik | paperwork. stationery business. bureaucracy. red tape.... |
|
|
|
 |
|
 |
|