 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | sallow | i. keçi söğüt ağacı; bot. Salix caprea; sepetlik söğüt ağacı veya bu ağacın bir dalı.... |
| | palpable | s. hissedilir, dokunulabilir; aşikar, açık, sarih; dokunarak hissedilen; tıb. el muayenesi ile hissedilen. palpably z... |
| | sill | i. eşik, kapı veya pencere eşiği, denizlik.... |
| | lithotomy | i., tıb. mesaneden taş çıkarma ameliyatı. lithotomic(al) s bu ameliyata ait.lithot'omist i. bu ameliyatı yapan cerrah. ... |
| | blinker | i. ışıklı sinyal verirken kullanılan alet, flaş lambası; atların arkalarını veya yanlarını görmelerini önlemek için takı... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | yasama | legislation. making laws. checks and balances.... |
| | ayaklanma | rebellion. uprising. breach of the peace. commotion. insurgence. insurgency. insurrection. mutiny. putsch. revolt. riot.... |
| | soyunma | undressing oneself.... |
| | köhneleşmek | to become dilapidated. to become outmoded. to go out of date.... |
| | fail | A security transaction which does not settle per its contract terms because of a failure by one of the counterparties to... |
|
|
|
 |
|
 |
|