 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | liberality | i. cömertlik, el açıklığı; serbest fikirlilik, liberallik.... |
| | fibrous | (s). Iifli.... |
| | loom | f., i. uzakta hayal gibi gözükmek; aslından daha kocaman ve korkunç gözükmek; büyük önem kazanmak; i. uzakta hayal gib... |
| | emit | f. (-ted, -ting) dışarı vermek, çıkarmak, ihraç etmek, fıskırtmak, atmak; yaymak, yayımlamak, neşretmek; ifade etmek, ... |
| | criminality | (i). suçluluk, mücrimlik; suç.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | Pakistanlı | pakistani.... |
| | dövüşmek | to fight. to struggle. to clash. carve up. engage. scrap.... |
| | köpürmek | to foam. to froth. to spume. to effervesce. to bubble. to foam at the mouth. to be beside oneself with rage. boil. seeth... |
| | prizma | prism.... |
| | pırıltı | gleam. light. sparkle. glitter.... |
|
|
|
 |
|
 |
|