 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | theurgy | i. mucize; sihir, büyü; büyücülük. theur'gic s. büyücülük kabilinden.... |
| | diastrophism | (i)., (jeol). yer küre tabakasının kıtalar, dağlar ve denizleri teşkil edecek şekilde değişmesini sağlayan süreçler.... |
| | undemonstrative | s. hislerini kolay belli etmeyen, çekingen.... |
| | begin | f. başlamak, ilk adımı atmak (bir işte); meydana gelmek, vücut bulmak, zuhur etmek; başlatmak, önayak olmak, ihdas etm... |
| | downingstreet | İngiliz Başvekili 'nin ikamet ettiği sokak; (k.dili). ingiliz hükümeti. down payment taksitle alışverişte peşin ödenen... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | kurultay | general assembly. general meeting of a political party. deliberative assembly.... |
| | moral | The moral perspective in which one knows the good, proper, and right The moral perspective is played out through one's m... |
| | kiriş | beam. girder. joist. rafter. bowstring. tender. chord. cross beam. crossbeam. member. sinew. tendon. truss.... |
| | balıkçı | fisherman. fishmonger.... |
| | lenfosit | lymphocyte.... |
|
|
|
 |
|
 |
|