 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | sob | f. (-bed, -bing) i. içini çekerek ağlamak, hıçkırarak ağlamak, hüngür hüngür ağlamak; hıçkırır gibi ses çıkarmak; i. ağ... |
| | goon | (i.), argo bir şantajcının adamı olan katil, kundakçı; işverenin grevcilere karşı şiddet kullanan adamı; ahmak kimse .... |
| | deprivation | (i). yoksunluk, mahrumiyet, mahrum olma, ihtiyaç; kayıp.... |
| | turco-, turko- | (önek) Türk.... |
| | carve | (f). oymak, hakketmek; parçalara bölmek, kesmek (et, tavak) ; oymalarla süslemek. carver (i). oymacı.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | oyalanmak | linger. stall. to loiter. waste time. to amuse oneself. to linger. to hang about. to dawdle.... |
| | limit | A method of reducing the the number of items retrieved in a search Common limits are: date, location and whether article... |
| | lava | Molten rock that is capable of flowing on the surface or in lava tubes Also volcanic rock solidified from magma See 'pah... |
| | bülten | bulletin.... |
| | hışırtı | rustling. crackling. rustle. crunch. swish. whisper. frou-frou.... |
|
|
|
 |
|
 |
|