| English | Türkçe |
| unilateral | s. bir taraflı, tek yanlı; yalmz bir tarafa tesir eden, bir tarafla ilgili olan; huk. yalnlz bir tarafa sorumluluk yük... |
|
| conjectural | (s). tahmini, varsayılı,farazi. conjecturally (z). farazi olarak, tahminen.... |
|
| bumkin | bak. bumpkin.... |
|
| carol | (i)., (f). neşeli şarkı; halk şarkısı; (f). neşeyle şarkı söylemek; şarkı söyleyerek kutlamak. Christmas carol Noel ilah... |
|
| propylon | i. eski Mısır'da tapınak avlusuna açılan büyük kapı.... |
|
| avenge | (f). intikam almak, öç almak. avenge oneself on -den intikam almak, -den öç almak.... |
|
| tucker | f., k.dili yormak. tucker out yormak, bezdirmek, bıktırmak.... |
|
| terminable | (s.) sınırlanabilir, vadesi tayin edilir. terminabil'ity, terminableness (i.) vadeye tabi olma.... |
|
| cauline | (s)., (bot). sapa ait, sap ile ilgili; sap üzerinde büyüyen.... |
|
| moderate | yatıştırmak itidale getirmek yumuşatmak yatışmak yumuşamak azaltmak hafifletmek başkanlık etmek idare etmek |
|