 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | dissimilitude | (i). benzemeyiş, başkalık, fark.... |
| | smack | i. yelkenli büyük balıkçı kayığı, alamana.... |
| | languish | (f.) zayıf düşmek, gevşemek, ruhsuzlaşmak, takati kesilmek, şevksizleşmek, faaliyetini kaybetmek; isteği kalmamak; keder... |
| | guard | (f.) korumak, muhafaza etmek, himaye etmek; gözaltına almak, nezaret altında bulundurmak; nöbet tutmak, bekle mek; di... |
| | nudge | (f.), (i.) dirsek ile dürtmek;(i.) dürtme. nudge one's memory hatırlatmak.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | içsel | inherent.... |
| | sürfile | overcasting. stitching made to prevent raveling.... |
| | kurgu | fiction. montage. winding key. clock key. watch stem. winding up. installation. mounting. editing.... |
| | dediği dedik | bul headed. pontifical.... |
| | kirpi | hedgehog. urchin. porcupine.... |
|
|
|
 |
|
 |
|