| Son aradıklarım / My last searchs |
|
|
|
| English | Türkçe | | humorous | s. latife kabilinden, mizahi, gülünç, komik. humorously z. şaka tarzında, mizah yollu. humorousness i. şakacılık; gül... |
| | hotel | i. otel.... |
| | kapok | i. sıcak memleketlere özgü bir ağacın tohumlarını kaplayan pamuğa benzer lif .... |
| | composite | (s)., (i). bileşik, mürekkep; karma, karışık, muhtelit; (b.h)., (mim). Korent uslubu ile ionik üslup karışımı olan sütun... |
| | noknock | (s.), ABD istediği yere zorla girebilme yetkisini belirten.... |
| | chaconne | (i)., (müz). şakon; ispanyol asıllı bir eski zaman dansı; bu dansın müziği.... |
| | pencil | i., f. (-led, -ling) kurşun kalem; küçük resim fırçası; renkli kalem; taş kalem; makyaj kalemi; fiz. ışın demeti; ede... |
| | incunabula | i., çoğ. özellikle 1500 tarihinden evvel Avrupa,da basılmlş kitaplar; baslı ilk kitaplar; bir şeyin başlangıç devirleri... |
| | intercourse | (i.) görüşme, konuşma, münasebet; cinsi münasebet.... |
| | temperature | ısı derecesi sıcaklık sühunet: tıb insan vücudunun ısı derecesi ateş ısı hararet temperature curve belirli bir süre içindeki ısı değişikliğini gösteren eğri critical temperature kritik sıcaklık normal temperature normal vücut ısısı take one's temperature termometre ile birinin ısı derecesini ölçmek birinin ateşine bakmak |
|
|
| Türkçe | English | | bir defa | once.... |
| | pal | The European standard for color television transmission, calling for 625 lines of information, scanned at a rate of 25 f... |
| | yalanmak | to lick oneself. to be licked.... |
| | evvela | first of all. to begin with. in the first place.... |
| | sayılmak | to be counted. to be respected. count. rank.... |
| | rate | The order or class to which a war vessel belongs, determined according to its size, armament, etc.; as, first rate, seco... |
| | temerrüt etmek | to be obstinate. to be perverse. to be recalcitrant. to be in default.... |
| | çömlek | earhtenware pot. clay. crock. crockery. earthenware. jar.... |
| | bekçi köpeği | watchdog.... |
| | barışık | at peace reconciled |
|
|
|