| English | Türkçe | | corrosible | (s). aşınır, paslanır, çürür.... |
| | opponent | s., i. karşıki, karşı; karşıt, zıt; i. hasım, düşman.... |
| | reincarnate | f. tekrar bedenli olmak, yeni bedene girmek; yeni bedene sokmak (ruh).... |
| | eupola | (i). ufak kubbe; döküm ocağı.... |
| | semitic | s. Sami; Sami dillerine ait. Semitics i. Sami kavimlerinin tarih, dil ve edebiyatını inceleyen ilim. Semitic language... |
| | certain | (s)., (i). katı kesin; emin, kaçınılmaz; muhakkak, şüphesiz; belirli, muayyen, kararlaşmış; güvenilir, itimada şayan; b... |
| | quarrel | i. kavga, çekişnıe, bozuşma. pick a quarrel kavga çıkarmak. take up a quarrel kavgaya iştirak etmek.... |
| | dor,dorbeetle | (i). pis yerlerde yaşayan bir cins böcek, (zool). Geotrupes ster corarius.... |
| | converse | (s)., (i). zıt, aksi, ters; karşıt; (i)., (man). karşıt olan şey; nakzedici önerme converse'ly (z). aksine olarak,ta... |
| | pretension | iddia hak iddiası istek haksız istek veya iddia gösteriş |
|
|