 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | twopenny | s., İng. iki peni kıymetinde, adi, değersiz.... |
| | consequently | (z). netice olarak, binaenaleyh, bu sebeple.... |
| | disarray | (i)., (f). nizamsızlık, düzensizlik, karışıklık; düzensiz kıyafet; (f). düzensiz bir hale getirmek, bozmak.... |
| | canvass | (f)., (i). kapı kapı dolaşarak oy veya sipariş toplamak; tetkik etmek, incelemek; soruşturmak; muzakere etmek, tartışmak... |
| | gyrostabilizer | (i.) va purlarda sallantıya karşıl kullanılan ciroskop.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | tespih | prayer beads. rosary. chaplet. bead. paternoster.... |
| | kalıtsallık | hereditability.... |
| | lime | A substance containing calcium used in the cleaning of sugar.... |
| | tepelenmek | to be beaten or thrashed severely. to be defeated soundly. to be killed.... |
| | yemeni | coloured cotton kerchief. colored cotton kerchief. head scarf.... |
|
|
|
 |
|
 |
|