 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | keeper | i. saklayan veya koruyan kimse; bekçi; gardiyan; bakıcı; uzun zaman dayanan şey. keeper of the King's conscience İngi... |
| | tambourine | i. tef.... |
| | meddle | f. karışmak, vazifesi olmadığı yerde araya girmek, başkasının işine burnunu sokmak. meddler i. herkesin işine karışan ... |
| | chuck | (i). sığırın boynu ile kürek kemiği arasmdaki kısım; takoz olarak kullanılan odun veya kalas; dağ sıçanı; (mak). torna... |
| | allopathic | (s). zıt tedavi usulüne ait. al,lopath, allop'athist (i). bu usulü uygulayan doktor. allopathically (z). bu usule ... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | yüzdürme | flotation.... |
| | kola | Same as Cola, Cola nut. tree bearing large brown nuts containing e.g. caffeine; source of cola extract.... |
| | güldeste | anthology.... |
| | doğurmak | give birth. bear. have a baby. breed. cause. engender. foal. generate. procreate.... |
| | durgun | calm. quiet. flat. still. untroubled. unruffled. static. airless. bovine. depressed. ditch-water. ditchwater. halcyon. i... |
|
|
|
 |
|
 |
|