 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | technician | i. ilim veya fen veya sanat uzmanı, teknisyen, teknikçi.... |
| | bowling | i. ağır topla oynanan bir oyun. bowling alley bu oyuna mahsus dar yol. bowling green bu oyunun oynandığı yeşil saha.... |
| | unreported | s. söylenmemiş, anlatılmamış; bildirilmemiş, beyan edilmemiş.... |
| | neat | s. temiz ve düzgün, zarif, zevkli; katkısız, halis, su katılmamış (içki); zeki, hünerli; (argo) harika. neat as a pin s... |
| | water | i. su; deniz, göl, nehir; su birikintisi; gölek, gölcük, gölet; elmasın parlaklık ve şeffaflığı; hare, kumaşın şanjanı; ... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | ağıllanmak | to be fed in a fold / pen. to become surrounded with a halo.... |
| | kopolimer | copolymer eşpolimer.... |
| | entegrasyon | integration.... |
| | itmek | push. propel. thrust. foil. heft. hustle. impel. jog. repel. repulse. shove. jab. jostle. nose. strain.... |
| | heves | desire. enthusiasm. great interest. passing desire. fancy. anxiety. appetite. ardour. eagerness. inclination. lust. lyri... |
|
|
|
 |
|
 |
|