 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | sentence | (i.), (f.) cümle, tümce; (huk.) ilâm, karar, hüküm; (f.) mahkum etmek, hakkında hüküm vermek. complex sentence girişik... |
| | prejudicial | s. önyargılı; zararlı, muzır. prejudicially z. önyargıyla; zararlı surette. prejudicialness i. tarafgirlik; muzır olm... |
| | lachrymatory | (i.), (s.) eski zamanlarda içinde akraba ve dostların göz yaşlarının saklandığı farz edilen ufak şişelerden biri, göz y... |
| | protasis | i. (çoğ. -ses) gram. şart cümlesinin şart kısmı; klasik tiyatroda piyesin konusunu anlatan önsöz.... |
| | wander | f., i. dolaşmak, gezinmek; yolu şaşırarak dolanıp durmak; yoldan çıkmak; konudan ayrılmak; sayıklamak, abuk sabuk konu... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | sıvı | liquid. fluid. soft. liquid. fluid. water.... |
| | hipermetrop | farsighted. hypermetropic.... |
| | ikilem | dilemma.... |
| | ithamname | accusation. allegation. indictment. bill of indictment. articles of impeachment. criminal charge.... |
| | ceket | jacket. coat.... |
|
|
|
 |
|
 |
|