 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | toga | i. eski Roma'da hür erkek vatandaşlann özellikle resmi yerlere giderken sarındıkları uzun ve dikişsiz beyaz çarşaf, to... |
| | babylon | (i). Babil şehri; herhangi büyük ve tantanalı bir şehir; günahkârlar şehri.... |
| | imaginable | s. tasavvur edilebilir, göz önüne getirilebilir. imaginably z. tasavvur edilebilir surette, göz önüne getirilebilecek ş... |
| | maddening | s. çıldırtıcı, delirtici; sinirlendirici, can sıkıcı. maddeningly z. çıldırtırcasına.... |
| | weal | i., (eski) refah, gönenç, saadet, sağlık. for the public weal umumun refahı için; kamu yararına. in weal or in woe iyi... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | onur üyesi | honorary member.... |
| | vurucu güç | striking force.... |
| | kızıl | red. rusty. lurid. red. scarlet fever. scarlatina.... |
| | trap | An old term rather loosely used to designate various dark-colored, heavy igneous rocks, including especially the feldspa... |
| | hele | I dare you (him / her. you had better not.... |
|
|
|
 |
|
 |
|