|
|
 |
|
 |
| |
  |
| Çeviri |
| Sözlük |
| Alfabeler |
| Büyük Türkçe Sözlük |
| Sesli Türkçe Sözlük |
| Kişi Adları Sözlüğü |
| Türk Lehçeleri Sözlüğü |
| Türkçede Batı Kökenli Kelimeler |
| Kelimeler Sözlüğü |
| Türkiye Türkçesi Ağızı
Sözlüğü |
| Terimler Sözlüğü |
|
|
 |
|
 |
|
|
|
|
 |
|
 |
| |
| Son aradıklarım / My last searchs |
|
|
 |
|
 |
|
|
|
| |
|
|
|
|
 |
|
 |
| |
1-plan | i., f. (-ned,- ning) plan; kroki, taslak; tertip, niyet maksat, fikir; yol, usul, tarz; f. planını çizmek; plan kurmak, tasarlamak; tertiplemek düzenlemek; düşünmek, niyetlenmek, working plan ilk tasarı, ge- çici. plan planner i. plan yapan kimse. |
3-plane | i., plane tree çınar, bot. Platanus. |
4-plane | s. tamamıyle düz, dümdüz; mustevi, düzlem; yassı. plane angle geom. düzlem açı, basit açı. plane figure geom. düzlem şekil. plane geometry düzlem geometri plane table plançete. |
6-plangent | s. dalga gibi çarpan veya döven, yankılanan; gurultulu. |
7-planimeter | i. planimetre, düz bir alanın yüzolçümünü ölçen alet planimetry i. yüzölçümü ölçme usulu. |
8-planingmachine | planya makinası, planya tezgahı. planing mill kereste rendeleme fabrikası. |
9-plank | i. kalın tahta, döşemelik tahta; dayanak, destek; parti programında madde. walk the plank geminin yan tarafından uzanan kalasın üzerinden suya düşüp bozulmak. |
10-plank | f. kalas döşemek, tahta kaplamak; kızartıp veya haşlayıp servis yapmak; k.dili fırlatmak. plank down, plank out hemen ödemek . |
11-planoconcave | s. bir yüzü düz obur yüzü içbükey olan. |
12-planoconvex | s. bir yüzü düz öbür yüzü dışbukey olan. |
13-plant | i. bitki, ot; fabrika, atelye; bir kurumun malı olan bina veya arazi; demir baş; teçhizat; (argo) hile oyun, tuzak; şakşakçı; seyircilerin arasında oturup rol ya- pan oyuncu; hikayede sonradan etkisini gösteren belirsiz bir kısım. plant louse yaprak biti; bitkilere musallat olan bit., zool. Chermus sensitive plant kuseğen, küstümotu, bot. Mimosa pudica. |
14-plant | f. dikmek, ekmek; kurmak, tesis etmek; tohumlarını atmak (fikir); denize balık tohumu ekmek; bahçe yapmak; mevzilendirmek; iskan etmek, yerleştirmek; (argo) aşketmek, indirmek, yapıştırmak (tokat); yutturmak. plant oneself dikilmek. plant out fideleri saksı veya limonluktan çıkararak toprağa dikmek. |
15-plantain | i. bir çeşit müz., bot. Musa paradisiaca; bunun pişirilerek yenen meyvası. |
16-plantation | i. koru, fidanlık; büyük çiftlik, geniş tarla, ekim alanı; istiridye yatağı; ekim. |
17-planter | i. ekici, ziraatçı; tohum serpme makinası; büyük çiftlik sahibi; sömürge kurucusu . |
18-plantigrade | s., i., zool. insan ve ayı gibi butun tabanına basarak yuruyen; i. tabanına ağırlık vererek yurüyen hayvan. |
20-planetarium | i. yıldızları ve güneş sistemini hareket halinde canlandlran cihaz; bu cihazın içinde bulunduğu bina. |
21-planetary | s. gezegenlerle ilgili, gezegen gibi; seyyar, gezginci; dünyasaı. planetary gear mak. büyuk bir dişli çarkın içinde dönen küçük dişli. |
22-planetoid | i., astr. küçük gezegen, asteroid planetoid. |
23-plane | i., geom. düzlem, müstevi; düzey; safha, derece; tayyare, uçak. inclined plane geom. eğik düzlem on the same plane aynı düzeyde, müsavi, aynı derecede. |
24-plane | i., f. rende, marangoz rendesi, planya; bir çeşit mala; f. düzeltmek, rendelemek; üstünu temizlemek; den. suyun yüzünde uçar gibi gitmek. |
25-planer | i., bak. planing machine. |
plan ile ilgili resimler
|
|
 |
|
 |
|
 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | fixture | (i). sabit şey. fixtures (i). sabit eşya; (huk). müştemilat, demirbaş. Iight fixtures elektrik teçhizatı.... |
| | concretion | (i). donmuş madde; (tıb). şiş, taş.... |
| | extent | (i). boy, uzunluk, mesafe, saha,büyüklük; kapsam, şümul; derece, mertebe,had; (huk). musadere emirnamesi, müsadere; (mat... |
| | providential | s. Allahtan, Allahın lütfuna bağlı. providentially z. Allahtan; talihli olarak, kısmetle.... |
| | peltry | i. hayvan deri veya postları.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | sığınak | shelter. refuge. bunker. air-raid shelter. asylum. burrow. cove. cover. covering. covert. cranny. creep. den. fastness. ... |
| | defetmek | dispel. remove. to drive away. to repel. to fight off. to expel. to eject. to chase. to kick sb out. to get rid of sb/st... |
| | anne | Women in labor, Cabinet Makers, Horsemen, Housekeepers, Housewives.... |
| | yasaklama | embargo. interdict. interdiction. prohibition. proscription.... |
| | pavurya | hermit crab.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|
www.eniyisozluk.com, 42 lisanda çeviri yapmaktadır. Bunlar; Almanca, Arapça, Arnavutça, Bulgarca, Çekoslavakça, Çince, Danca, Endonezya Dili, Estonyaca,
Farsça, Filipince, Fince, Fransızca, Galiçyaca, Hırvatça, Hintçe, Hollandaca, İbranice, İngilizce, İspanyolca, İsveçce, İtalyanca, Japonca, Katalanca, Korece, Lehçe, Letonyaca, Litvanyaca, Macarca ,Maltese, Norveçce, Portekizce ,Romenca, Rusça, Sırpça, Slovakça, Slovence
Tay Dili, Türkçe, Ukraynaca, Vietnamca, Yunanca dillerinde Çeviri yapabilen özgür ve ücretsiz sözlük sitesidir. Sitemizden en iyi verimi, yazım kurallarına göre girdiğiniz kelime ve cümle ile mümkündür.
Reklam hakkında bilgi almak ve iletişim kurmak için: info[at]eniyisozluk.com / For advertise and contact: info[at]eniyisozluk.com
Copyright 2008 eniyisozluk.com / powered by yenifirmarehberi.com |