case

Anasayfa | EniyiSozluk.com'u açılış sayfanız yapın! | Sık Kullanılanlara Ekleyin!
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Çeviri
Sözlük
Alfabeler
Büyük Türkçe Sözlük
Sesli Türkçe Sözlük
Kişi Adları Sözlüğü
Türk Lehçeleri Sözlüğü
Türkçede Batı Kökenli Kelimeler
Kelimeler Sözlüğü
Türkiye Türkçesi Ağızı Sözlüğü
Terimler Sözlüğü
 
 
 
 
 
 
 
 
  Son aradıklarım / My last searchs
 
 
 
  ahmet kaya  
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Kelime (Word) Kaynak (From) Hedef (To)
ç ğ ı ö ş ü ß
 
 
 
 
İngilizce Türkçe
1-case (i). durum, vaziyet, hal; mesele, problem; hasta; vaka; dava; (gram). ismin hallerinden biri; (k).dili garip bir kimse; (f).,(A.B.D)., argo iskandil etmek, dikizlemek. case ending (gram). hal takısı. case history tıbbi, sosyolojik veya psikiyatrik incelemelerde kullanmak üzere şahıslar veya aileler hakkında toplanan malumat. case in point konuşma konusu olan mesele. case knife kılıflı büyük bıçak. case law mahkeme içtihatlarına dayanan hukuk. case lawyer dava vekili, avukat. case shot şarapnel. case system mahkeme içtihatlarına dayanan hukuk sistemi. in any case her halde, ne de olsa, mutlaka. in case eğer, şayet. in case of, in case that olduğu taktirde. in that case o taktirde. Iower case (matb). küçük harf. make out a case kuvvetli deliller göstermek. upper case (matb). büyük harf.
2-case (i)., (f). kutu; mahfaza; kın; kasa; çerçeve; matbaa tezgahı; (f). kutu veya mahfaza içine koymak, sokmak.
3-casehardened (s). yüzeyden sertleştirilmiş.
4-casein (i). peynir özü, ceben, kazein.
5-casemate (i). savaş gemisinde silahların bulunduğu zırhlı bölüm; kazamat.
6-casement (i). kanatlı pencere; pencere kanadı; şiir herhangi bir pencere; kaplama, çerçeve.
7-caseous (s). peynire ait, peynir gibi.
8-casern,caserne (i). kışla.
9-casework (i). topluma uyma güçlüğü çeken fert ve ailelerin sosyologlar tarafından incelenmesi ve yönetilmesi.

case ile ilgili resimler

 
 
 
 
İngilizce Türkçe
fibrosis (i)., (tıb). hücre aralarındaki lifli bağdokunun artması, fibrosis....

travel f. (-ed, -ing veya -led -ling) i. yolculuk etmek, seyahat etmek, gezip dolaşmak, yol gitmek; geçmek; mak. hareket etme...

thrashing i. dayak; mağlubiyet. thrashingfloor i. harman yeri. thrashing machine harman dövme makinası ....

substantiate f. gerçeklemek, kanıtlamak; gerçekleşmek; gerçekleştirmek, tahakkuk ettirmek. substantia'tion i. gerçekleme....

unveil f. peçesini açmak; göz önüne koymak, açmak; kendini meydana koymak....

 
 
 
 
 
Türkçeİngilizce
panjur blinds. jalousie. window shade. shade. shutter....

çok miktar heap....

noksansız complete. not lacking in any way. perfect. flawless....

harç mortar. plaster. ingredients. raw materials. expenditure. customs duties. expenses masraf. fees....

getirmek bring. get. bring along. bring in. carry. bear. convey. fetch. introduce. take into. usher. work up....

 
 
 
  Anasayfa | Çeviri | Sözlük | Linkler | Siteler |  
 
www.eniyisozluk.com, 42 lisanda çeviri yapmaktadır. Bunlar; Almanca, Arapça, Arnavutça, Bulgarca, Çekoslavakça, Çince, Danca, Endonezya Dili, Estonyaca, Farsça, Filipince, Fince, Fransızca, Galiçyaca, Hırvatça, Hintçe, Hollandaca, İbranice, İngilizce, İspanyolca, İsveçce, İtalyanca, Japonca, Katalanca, Korece, Lehçe, Letonyaca, Litvanyaca, Macarca ,Maltese, Norveçce, Portekizce ,Romenca, Rusça, Sırpça, Slovakça, Slovence Tay Dili, Türkçe, Ukraynaca, Vietnamca, Yunanca dillerinde Çeviri yapabilen özgür ve ücretsiz sözlük sitesidir. Sitemizden en iyi verimi, yazım kurallarına göre girdiğiniz kelime ve cümle ile mümkündür.

Reklam hakkında bilgi almak ve iletişim kurmak için: info[at]eniyisozluk.com / For advertise and contact: info[at]eniyisozluk.com
Copyright 2008 eniyisozluk.com / powered by yenifirmarehberi.com