| English | Türkçe | | except,- ing | (edat), (bağ.) -den gayri, -den başka, hariç; (bağ.) yoksa, meğerki, olmadıkça, etmezse. not excepting dahil. always exc... |
| | pawnee | i., huk. rehinle ödünç para veren kimse.... |
| | oaf | (i.) (çoğ. oafs, oaves) budala veya ahmak kimse, kaba adam. oafish (s.) sersem.... |
| | foot | (çoğ. feet) (i). ayak, kadem; ayak kısmı; en alçak kısım; alt, (dağ) etek, dip; temel esas; son; şiir vezin tef'ilesi;... |
| | countenance | (i)., (f). çehre, yüz, sima, görünüş; teveccüh, tasvip, teşvik, destek olma ; (f). teveccüh göstermek, yüz vermek; d... |
| | kirman | i. bir çeşit İran halısı.... |
| | sole | i., f. taban, ayak veya ayakkabı tabanı; f. ayakkabıya pençe vurmak. sole leather taban köselesi.... |
| | jaguar | (i.) Amerika'ya özgü kaplan cinsinden yırtıcı bir hayvan, jagar .... |
| | splatter | f. su veya çamur sıçratmak; sıçramak.... |
| | execrable | alçak melun Lânete lâyık murdar tiksindirici iğrenç berbat kötü süfli execrably kötü bir şekilde alçakça murdarca |
|
|