| English | Türkçe | | nail | f. mıhlamak, çivilemek; sıkı sıkı bağlamak, kavramak; (argo) tutmak; yakalamak; (argo) (bir yalanı) meydana çıkarmak; (... |
| | industry | i. sanayi, endüstri; çalışkanlık, gayret; iş, meşguliyet.... |
| | unperceived | s. idrak edilmemiş.... |
| | dalmatia | (i). Dalmaçya. Dalmatian (i). Dalmaçyalı; arabaya koşulan bir cins köpek.... |
| | synthesis | i. (çoğ. -ses) terkip, bireşim, sentez; kimyasal bileşim; ayrı ayrı. fikirleri birleştirip bir bütün meydana getirme, s... |
| | depredation | (i). soygunculuk, yağma; hasara uğratma, tahribat.... |
| | trashy | s. süprüntü gibi, adi, değersiz. trashiness i. çerçöp.... |
| | clamber | (f)., (i). tırmanmak, güçlükle tırmanmak; clamberer (i). el ve ayakla tırmanan kimse.... |
| | forever | (z)., (ing). for ever ebediyen daima: mütemadiyen, durmadan. forevermore (z). ebediyen, ilelebet.... |
| | expiration | hitam son nihayet nefes verme |
|
|