eniyisozluk.com

ç ğ ı ö ş ü

Sonuçlar

English Türkçe
1-with (edat) ile; -den; -e; -e rağmen; ile beraber, ile birlikte. with it (argo) zamane; uyanık, canlı, modern. Leave the books with my mother Kitapları anneme bırak. I'm with you there ! O konuda seninle aynı fikirdeyim. With this, she slapped his face Hemen ardından yüzüne bir tokat aşketti. He can swim with the best of them Usta yüzücüler kadar iyi yüzebilir. What's with him? k.dili. Nesi var?
2-withal z., (eski) bununla beraber, mamafih; ayrıca.
3-wither f. solmak, kurumak; sararıp solmak; çürümek, zeval bulmak, bozulmak, kurutmak, soldurmak; çürütmek, bozmak; utandırmak, susturmak. withering s. solan; utandıran.
4-withold f. (-held, -holding) elinde tutmak, kendine saklamak, bırakmamak; kısıtlamak; vermemek.
5-withy i., s. söğüt dalı; saz; s. sazdan yapılmış; dayanıklı ve esnek.
6-withstand f. (-stood, -standing) dayanmak, mukavemet etmek, karşı koymak.
7-with- (önek) karşı; geri.
8-withdraw f (-drew, -drawn) geri çekmek, geri almak, geri çağırmak; banka hesabından çekmek; çekilmek. withdrawing room içerideki oda. withdrawal, withdrawment i. çekilme; geri alma; davadan vaz geçme. with drawn s. çekilmiş; içine kapanık, çekingen.
9-without (edat), z., i. -sız, -meyerek, -meden, -meksizin, hariç; dışında; z. dışarıda; i. dış. without fear korkusuz. without taxes vergiler hariç. without thinking düşünmeden, gayri ihtiyari. do without, go without -sız olmak; yetinmek. times without number defalarca.
10-withers i. atın iki kürek kemiği arasındaki yer.
11-withe i., f. söğüt çubuğu, saz; sögüt çubuğundan yapılmış bağ; f. sazla bağlamak.
12-within z., (edat), i. içeride, içeriden; dahilen, derunen ; zihnen; yürekten; evde; içinde, dahilinde; (edat) zarfında, içinde, sınırları içinde; i. iç. His heart sank within him. Bütün ümitleri kırıldı. He lives within his income. Gelirine uygun bir şekilde yaşar. The car skidded to within a meter of the baby before it stopped. Araba kayarak bebeğe bir metre kala durabildi.
13-withershins bak. widdershins.
14-with-it s., (argo), bak. with it.



  Son aradıklarım / My last searchs
  Son arananlar / Last searchs
şüğEng > Tr16:44:50
ALİŞEng > Tr16:44:07
ğıöüçğıöşEng > Tr16:43:00
skullcapEng > Tr15:32:56
force majorEng > Tr12:50:24
forcemajorEng > Tr12:50:16
paskalEng > Tr12:33:59
ilginçTr > Eng02:16:51
womanEng > Tr17:18:17
SCORPION KINGEng > Tr17:08:42
  En çok arananlar / Hit searchs
barışmak istiyorumTr >> Eng1
barışmak istiyorumEng >> Tr1
LOVEEng >> Tr1
I LOVE YOUEng >> Tr1
youEng >> Tr1
senTr >> Eng1
theEng >> Tr1
mantarTr >> Eng1
mankeyEng >> Tr1
ballEng >> Tr1



English Türkçe
nylon (i.) naylon; (çoğ.), (k.dili) naylon çorap....

run-over s., i. aşınmış, yenik (topuk); i., matb. fazla kısım....

xnty., xty. kıs. Christianity....

overburden f. taşıyabileceğinden fazla yük yüklemek; fazla sıkıntı vermek, fazla sorumluluk yüklemek....

thew i. adale, kas; çoğ. adali kuvvet, kuvvet...

sanforize f., tic., mark. keten veya pamuklu kumaşları çekmesini önlemek üzere özel bir işleme tabi tutmak....

genteel s. soylu, kibar. (Bu kelime simdi küçültücü bir anlamda kullanılabilir) genteelly z. kibarca, zarif bir şekilde....

proclaim f. ilân etmek; beyan etmek; ilân ederek kanunen yasaklamak; ifşa etmek, açığa vurmak....

close (i). sonuç, nihayet; bağlantı: göğüs göğüse kavga....

cull koparmak toplamak ayırmak seçmek değersiz olanları seçip atmak kötü veya değersiz olduğundan bir kenara ayrılmış şey

TürkçeEnglish
papa A parish priest in the Greek Church....

dönüşlü fiil reflexive verb....

tükenmez inexhaustible. endless. ball-point pen. unfailing....

heder waste. loss....

sopa club. thick stick. cudgel. crooked stick. staff....

tıpkısı facsimile. living image of....

destek support. backing. crutch. plank. prop. reinforcement. stanchion. stay. strut. truss. stand. base. pedestal. stock. poppe...

talk talc. talcum....

hindiba chicory....

dokunaklı touching moving biting insinuating affective