eniyisozluk.com

ç ğ ı ö ş ü

Sonuçlar

English Türkçe
1-whole s., i. tam, bütün, tüm; sağlam, sağ, iyi, sağalmış, iyileşmiş; i. tüm, bütün, kül; tam şey; toplam. whole blood bütün kan, şişe kanı. whole hog (argo) bir şeyin bütünü. go the whole hog (argo) bir işi tam yapmak, sonuna kadar uğraşmak. whole milk kaymaklı süt. whole note müz. yuvarlak nota, dörtlük nota. whole number tam sayı. whole tone müz. tam perde . wholewheat bread kepekli buğday ekmeği. as a whole umumiyet itibariyle; tamamen. have a whole lot of fun çok eğlenceli vakit geçirmek. on the whole genellikle. out of whole cloth uydurma, temelsiz. with a whole skin sapasağlam. with my whole heart bütün kalbimle. wholeness i. bütünlük.
2-wholesome s. sıhhi, sıhhate yararlı, hasiyetli; sıhhatli; tekin. wholesomely z. sıhhatle; tekince. wholesomeness i. sıhhatli olma; tekin olma.
3-whore i., f. fahişe, orospu; f. fahişelik etmek. whor'ish s. fahişe gibi; fuhşa ait.
4-whorl i. halka dizilişli yapraklar; zool. helezon şeklindeki kabuğun bir halkası; iğ ucundaki ağırlık, ağırşak; parmak izindeki helezoni kabarıklık. whorled s. halkadizilişli; helezon şeklindeki.
5-whodunit i., k.dili. detektif romanı.
6-who zam. kim. (iyelik hali): whose kimin. (nesnel hali): whom kimi. There is one man to whom I can trust a fortuna Paramı güvenerek bırakabileceğim bir adam var. He is the one from whom you can get the answer Cevabı öğrenebileceğiniz kişi odur. Who's Who ünlü kişilerin kimliğini açıklayan yıllık ansiklopedi, Kim kimdir. Who seeks fame seeks sorrow Söhret peşinde koşan belasını bulur.
7-who'll kıs. who will, who shall.
8-wholesale s., z., i., f. toptan yapılan, toptan satılan; z. toptan; i. toptan satış; f. toptan satmak.
9-whopper ,whapper i., k.dili. büyük şey; kuyruklu yalan.
10-whoso zam. her kim.
11-whop ,whap f. (-ped, -ping) i, k.dili. kuvvetle vurmak; yenmek; düşmek, birden oturuvermek; i. vuruş: düşüş.
12-whose zam. kimin; ki onun.
13-whom bak. who.
14-whoopee (ünlem), i. Yaşa! i. gurültülü şenlik. make whoopee şamata yapmak.
15-whoredom i., (eski) orospuluk, fahişelik, fuhuş.
16-wholehearted s. samimt, içten, candan; gayretli.
17-whoopdedo i., (argo) gürültü; tantana, gösteriş; çekişme.
18-who kıs. World Health Organization Dünya Sağlık Teşkilâtı.
19-whoever, whosoever zam. her kim.
20-whoop f., i. hayhrmak, çığlık atmak, bağırmak: baykuş gibi ötmek; boğmaca öksürüğünde olduğu gibi ses çıkarmak: i. çığlık, haykırış,bağırtı; baykuş sesi; boğmaca öksürüğü sesi. not worth a whoop k.dili. beş para etmez. whoop it up (argo) ortalığı heyecana boğmak. whoop up (argo) coşturmak. whooping cough boğmaca öksürüğü.
21-whorehouse i. genelev, umumhane.
22-whoa (ünlem) Çüş! Dur!
23-whoremonger i. zampara; kerhaneci: pezevenk.
24-whortleberry i. çay üzümü, bot. Vaccinium myrtillus.
25-wholly z. bütün bütün, büsbütün, tamamen; sırf.
26-whopping s., k.dili. çok iri, çok büyük, okkalı.



  Son aradıklarım / My last searchs
  Son arananlar / Last searchs
latterEng > Tr00:52:32
filing claimsEng > Tr00:03:32
debitEng > Tr23:49:23
indebtednessEng > Tr23:49:14
debit indebtednEng > Tr23:49:09
information letEng > Tr23:08:54
treasury enterpEng > Tr23:02:53
SEKSEng > Tr16:25:04
englisTr > Eng16:23:16
ıspanakzadeEng > Tr23:27:37
  En çok arananlar / Hit searchs
barışmak istiyorumTr >> Eng1
barışmak istiyorumEng >> Tr1
LOVEEng >> Tr1
I LOVE YOUEng >> Tr1
youEng >> Tr1
senTr >> Eng1
theEng >> Tr1
mantarTr >> Eng1
mankeyEng >> Tr1
ballEng >> Tr1



English Türkçe
inaudible s. işitilemez, duyulamaz. inaudibly z. işitilmeyerek, işitilmeyecek surette. inaudibil'ity i. işitilmezlik....

bloodcurdling s. kan dondurucu, korkunç...

pellagra i., tıb. vitaminsizlikten ileri gelen bir hastalık, pelagra. pellagrous s. pelagra hastalığına tutulmuş....

star s. ünlü, meşhur, en iyi olan; yıldıza ait; yıldızla işaretli....

planingmachine planya makinası, planya tezgâhı. planing mill kereste rendeleme fabrikası....

negligible s. ihmal edilir, önemsemeye değmez....

blast i., f. ani esen rüzgâr, şiddetli rüzgâr; düdük sesi; yaprakların soğuk veya rüzgârdan kavrulması, yanma; patlama, infilâ...

malapropos s., z. münasebetsiz, yersiz, yakışıksız, uygunsuz; z. uygunsuzca....

trampoline i. tramplen....

oxyacetylene oksijen ile asetilenin bileşiminden meydana gelen

TürkçeEnglish
supap clack. cap. inlet. valve....

mark An object the sailing instructions require a boat to leave on a specified side, and a race committee vessel surrounded b...

rahmet god's mercy and grace. rain....

soya fasulyesi soya bean....

doku texture. tissue. histo-....

oyalamak put off. divert. string along. waste smb.'s time. delay. temporize. entertain. amuse. stall. stall off. embroider....

boy aynası cheval glass....

vatanperverlik patriotism....

kesif dense. thick. consistent....

pul stamp scale flake lamina lamella spangle washer rove squama tinsel trichome