| English | Türkçe | | 1-was | bak. be. | | 2-washrag | i. sabun bezi. | | 3-wasp, wasp | i., A.B.D., aşağ., (argo) beyaz Protestan Amerikalı. | | 4-waste | f. harap etmek, viraneye çevirmek; aşındırmak, kullanıp yıpratmak; harcamak, boşuna sarfetmek, israf etmek; kaybetmek; (argo) öldürmek; aşınmak; heba olmak; aşırı derecede kilo vermek. waste away zayıflaya zayıflaya eriyip gitmek; ağır ağır azalmak veya telef olmak. wast'ing s. zayıflatıcı, çöktürücü; harap eden. | | 5-waster | i. israfçı. | | 6-wastrel | i. müsrif kimse; bir işe yaramaz kimse; avare kimse. | | 7-washboard | i. üstünde çamaşır yıkanan oluklu tahta; den. dalga girmesin diye kapının önüne veya güverteye konulan siper; girintili çıkıntılı yol. | | 8-wast | (eski) -idin. | | 9-waste | s., i. atılmış, kullanılmaz; bedenden çıkarılmış, ifraz edilmiş; boş, hali, terkedilmiş; çorak; viran, harap; artık, yeterinden fazla; i. israf, telef, çarçur, heder, savurma; iyi kullanmama, değerlendirmeme; boş arazi; metruk arazi; beyaban; ıssız yer; yıkım, harabiyet; kullanılmadan boşa giden şey, fire; çöp, artık. waste pipe kutlanılmış veya fazla suyu boşaltma borusu. waste steam fazla buhar, çürük buhar. go to waste ziyan olmak, heder olmak, boşa gitmek. lay waste harap etmek, viraneye çevirmek. | | 10-wastebasket | i. çöp sepeti. | | 11-wasteweir | i., İng. artık su savağı. | | 12-wash | i., s. yıkama, yıkanma; çamaşır; deniz veya nehir suyunun çalkanmasından hasıl olan ses; dalga sesi, kürek palası veya gemi çarkının meydana getirdiği su akıntısı; dalgaların sahile attığı süprüntü; sulu mutfak artığı; ağıza güzel koku vermek için kullanılan sıvı; losyon; tuvalet suyu; güz. san. ince suluboya tabakası; kuru vadi; toprak aşınması; ince tabaka kaplama; s. yıkanabilir. This tray has a gold wash. Bu tepsi altın suyuna batırılmış. | | 13-wash-and-wear | s. ütü istemez ve yıkanabilir. | | 14-washcloth | i. sabun bezi. | | 15-washedout | s. solmuş, solgun, soluk; k.dili. çok yorgun, bitkin; batkın, müflis. | | 16-washer | i. yıkayan şey veya kimse; mak. pul, rondela; çamaşır makinası; gaz yıkama cihazı. | | 17-washing | i. yıkama, yıkanma; çamaşır; ince madeni kaplama. washing machine çamaşır makinası. washing soda çamaşır sodası. | | 18-washington | i. Washington. | | 19-washout | i. sel basması ile meydana gelen çukur; sel sularının sürüklemesi;( argo) başarısızlık; yıkama. | | 20-washstand | i. lavabo. | | 21-washtub | i. çamaşır teknesi, leğen. | | 22-washy | s. sulu, kuvvetsiz, çorba gibi, hafif. | | 23-wasn't | kıs. was not. | | 24-wasp | i. yabanarısı, zool. Vespa; sarı arı. wasp waist sıkma bel. | | 25-waspish | s. huysuz; ince belli. | | 26-waspy | s. hırçın. | | 27-wassermann test | tıb. frengi teşhis testi. | | 28-wasteful | s. harap eden; müsrif, savurgan, boş yere ziyan eden. wastefully z. israf ederek. wastefulness i. israf, ziyankarlık. | | 29-wastepaper | i. atılacak kâğıt, çöp kağıt. | | 30-washerwoman | i. çamaşırcı kadın. | | 31-wasteland | i. çorak toprak, metruk arazi, beyaban. | | 32-wash | f. yıkamak, ıslatmak; su ile silmek; yıkanmak, banyo yapmak; ince boya tabakası ile kaplamak, yaldızlamak; temizlemek; min. toprağı yıkayarak altın filizini ayırmak; yıkanmaya dayanmak (kumaş); hafif hafif çarpmak (dalga); aşınmak. wash away su ile sürüklemek veya sürüklenmek. wash boiler çamaşır kazanı. wash down yıkayıp temizlemek (güverte); su ile yutmayı kolaylaştırmak. wash off yıkayıp temizlemek. wash one's hands of a matter bir işten bıkıp elini çekmek. wash out içini yıkamak; yormak, bitirmek; feshetmek; vaz geçmek; ihtiyacı karşılayamamak; yağmur nedeniyle iptal etmek. wash up yıkanmak; İng., k.dili. bulaşık yıkamak. be washed up k.dili. silinmek, yıldızı sönmek. wash'able s. yıkanabilir. | | 33-washbasin , washbowl | i. lavabo. | | 34-washday | i. çamaşır günü. | | 35-washedup | s., (argo) yıldızı sönmüş, bitmiş; k.dili. bitkin düşmüş. | | 36-washroom | i. tuvalet. | | 37-wassail | i., f. şerefe içme; içki alemi; işret için içilen baharlı içki; eski bir selâmlama; f. işret etmek, içki alemi yapmak; birinin şerefine içmek. |
|