 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | saw | i., f. (-ed, sawn) bıçkı, testere; bıçkı makinası; f. bıçkı ile biçmek, testere ile kesmek; bıçkı ile biçer gibi hareke... |
| | droll | (s). (i). tuhaf, gülünç; (i). tuhaf kimse; maskara, soytarı. drollness (i). tuhaflık, gülünç oluş, acayiplik. drolly (z... |
| | dilettante | (i)., (s). (çoğ ti) eğlence için özel bir şeyle ilgilenen kimse; güzel sanatlar düşkünü kimse, sanat meraklısı kimse; ... |
| | radius | i. (çoğ. radii, radiuses) yarıçap; anat. radyus, önkol kemiği, döner kemik, dal kemik; yarıçap ile ölçülen daire ölçüm... |
| | fateful | (s). mukadderatı tayin eden, mukadder, kaçınılmaz; tarihi önem taşıyan; meşum. fatefully (z). kaçınılmaz bir surette, mu... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | kese | moneybag purse. small cloth bag. financial resources. bladder. cyst. jack. poke. pouch. sac. vesicle.... |
| | mefruşat | fabrics. furnishings. interior fittings.... |
| | Rab | Lord.... |
| | vefa | fidelity. loyalty. faithfulness.... |
| | kader | cadre , pool , squad , cadres.... |
|
|
|
 |
|
 |
|