 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | hurrah | , hurray, hooray ünlem, i., f. Yaşa! (alkış veya zafer ünlemi); i. bu ünlem; f. Yaşa ! diye bağırmak.... |
| | unconcern | i. alâkasızlık, ilgisizlik, kayıtsızlık, duygusuzluk; telâşsızlık.... |
| | leavings | i., çoğ. artıklar.... |
| | transcontinental | s. kıtayı kateden; kıtanın öte tarafındaki.... |
| | espalier | (i.), (bahç.) meyva ağacı dallarının yelpaze şeklinde büyümesi için tek yüzeyli kafes; böyle açılmış ağaç veya ağaç sıra... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | deve | camel. ship of the desert.... |
| | baharlı | spicy.... |
| | Zaire | the basic unit of money in Zaire. a republic in central Africa; achieved independence from Belgium in 1960.... |
| | titreklik | vibrancy.... |
| | pare | To cut the skin from a food, usually with a short knife called a paring knife.... |
|
|
|
 |
|
 |
|