 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | crocidolite | (i)., (jeol). maviye veya yeşile çalan silikattan mürekkep bir maden.... |
| | backboard | (i). arka tahtası, arkalık; (den). filikada kıç aynalık tahtası, aynalık; basketbolde sepetin üzerine tespit edilmiş ... |
| | dusk | (i)., (s). alacakaranlık, akşam karanlığı; (s). yarı karanlık, loş. dusky (s). oldukça karanlık; koyu esmer.... |
| | sweptback | s. uçları arkaya doğru çekilmiş (uçak kanadı).... |
| | lambent | (s.) alev gibi yalayarak yayılan; hafifçe parlayan (göz, gök). lambently (z.) alev gibi yayılarak.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | cihaz | apparatus. equipment. machine. appliance. device. trousseau.... |
| | sitem | reproach. complaint. reproval. reproof. animadversion. expostulation. rebuke. remonstrance. representation.... |
| | final | Grade assigned at the end of a course to indicate the degree to which a learner has met the learning outcomes of the cou... |
| | kahkaha | laughter. guffaw. hilarity. laugh. roar.... |
| | duy | point. socket.... |
|
|
|
 |
|
 |
|