| English | Türkçe | | highflown | (s). tumturaklı (söz); mağrur, kibirli.... |
| | hellenist | (i). Yunanlı olmayıp Yunanca konuşan kimse. (özellikle eski Musevilerde); Yunan dili ve edebiyatı bilgini.... |
| | suspense | i. askıda kalış, ümitle korku karışık bir his; muallakiyet, şüpheli durumda kalma, kesilme, inkıta. suspense account ... |
| | tone | f., foto. kimyasal banyo ile rengini değiştirmek; renk almak; rengi uygun düşmek. tone down mülayimleştirmek, yumuşatma... |
| | relative | s., i. nispi, izafi, göreli, bağıntılı; bağlı, ilişkin, dair; başkasına nispetle vaki olan, mensup; gram. nispi; i. akr... |
| | flush | (f)., (i). kanatlanıp uçmak, ürkmüş kuş gibi uçmak: ürkütüp kaçırmak (özellikle av kuşu): (i). birden ürkütüp kaçırılan... |
| | pernicious | s. zararlı, tehlikeli; kötü; öldürücü, mahvedici, habis, kinci. pernicious anemia tıb. anemi pernisyoz, sonucu genell... |
| | stripling | i. delikanlı, genç adam, çocuk.... |
| | roster | i., ask. subayların nöbet sıralarını gösterir liste veya defter; isim listesi.... |
| | heirship | mirasçılık hakkı miras |
|
|