| English | Türkçe | | betray | f. hıyanet etmek; ihanet etmek; ele vermek; ifşa etmek, ağzından kaçırmak; göstermek, ortaya koymak; yanlış yola saptırm... |
| | freespoken | (s). açık sözlu, sözünü esirgemeyen, düşündüğünü söyleyen.... |
| | hesperides | (i)., (mit). Hera'nın altın elmalarına bekçilik eden dört peri; bu altın elma bahçesi.... |
| | remnant | i. bakıye, artık, fazla miktar; parça, kumaş parçası.... |
| | varix | i. (çoğ. varices) tıb. varis.... |
| | buoyancy | i. su üzerinde durabilme, yüzme hassası; neşe, canlılık.... |
| | swine | i, (tek. ve çoğ.) domuz; hınzır, (argo), slang. herifçioğlu, moloz, kereste, hıyar. swine'herd i. domuz çobanı. swine'... |
| | hagiographer | (i.) azizler hakkında yazan kimse.... |
| | unsystematic | s. sistemsiz.... |
| | lancer | mızraklı süvari eri çoğ bir çeşit kadril dansı |
|
|