| English | Türkçe | | atrocity | (i). gaddarlık, kütülük şenaat , canavarlık. atrocities (i).(çoğ). mezalirn.... |
| | button | (i), (f). düğme; tomurcuk, filiz,sürgün; küçük mantar; elektrik düğmesi; ar-go Kızılderililerin uyuşturucu madde niyetin... |
| | detest | (f). nefret etmek, iğrenmek, tiksinmek. detestable (s). nefret uyandıran, iğrenç, tiksindirici. detestably (z). iğrenile... |
| | emphasis | i. önem, ehemmiyet; şiddet, kuvvet; vurgu; üzerinde durulan nokta, önem verilen husus.... |
| | celt | (i).Kelt, bugünkü Breton, irlanda ve Galyalıların aslım meydana getiren Hint Avrupa asıllı kavim. Celtic, Keltic (s), (... |
| | lingerie | i. kadın iç çamaşırı ve gecelik.... |
| | paramaribo | i. Paramaribo, Surinam'ın başkenti.... |
| | me | zam., bak. I, beni, bana. Ah me ! Aman, aman!. Dear me! Olur şey değil!... |
| | gesundheit | ünlem çok yaşayın ! (aksıran bir kimseye söylenir).... |
| | apposite | uygun münasip yerinde appositely uygun bir şekilde appositeness uygunluk yerinde oluş |
|
|