 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | moose | i. çok iri ve yassı boynuzlu bir çeşit geyik, zool. Alces americana.... |
| | vast | s. geniş engin, vasi; çok büyük; çok, kulliyetli. vas'titude vast'ness i. genişlik; büyüklük; çokluk. vastly z. çok. v... |
| | hebraist | (i). ibranice bilgini; Musevi gelenek ve mezhebine bağlı kimse. Hebraistic (s). ibranilere ait.... |
| | osseous | s. kemik cinsinden, kemik gibi; iskeleti olan.... |
| | wireworm | i. bitkilerin köklerine arız olup sarı tele benzeyen ve güç kopan bir kurt, kök kurdu.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | girinti | indent. recess. indentation. notch. groove. cove. insertion. recession. bay. pit.... |
| | tutulma | being held / caught. eclipse. immersion.... |
| | müzayede | auction.... |
| | delikanlı | juvenescent. youth. young man. adolescent. teenager. teen. teeny. boy. killer. lad. laddie. pup. conceited pup. puppy. s... |
| | laklak | clacking noise by storks. clatter. chatter.... |
|
|
|
 |
|
 |
|