 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | incredible | s. inanılmaz. in credibility i. inanılmaz hal, inamlmazlık incredibly z. inanılmaz şekilde, çok fazla.... |
| | requite | f. karşılığını yapmak veya vermek; mükâfat veya ceza vermek; telafi etmek, acısını çıkarmak.... |
| | strabotomy | i., tıb. şaşılığı düzeltmek için yapılan ameliyat.... |
| | toccata | i., müz. tokkata.... |
| | instead | z. yerinde, yerine, karşılık olarak. instead of yerine. He came here instead. Oraya gideceğine buraya geldi. Başkasın... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | ev kadını | housewife.... |
| | coşkun | ebullient. exuberant. exultant. fervent. frenzied. full. hysterical. impassioned. impetuous. lyrical. zealous. enthusias... |
| | sapık | perverted. perverse. aberrant. dotty. unnatural. wacky. pervert.... |
| | öğütme | grinding. milling.... |
| | adi | Approved Driving Instructor.... |
|
|
|
 |
|
 |
|