 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | blend | f., i. karıştırmak, harman yapmak; harman olmak, karışmak, uymak; i. harman, karışım; dilb. yakın anlamlı iki ayrı kelim... |
| | quote | f., i. aktarmak, aktarma yolu ile söylemek, birinin sözünü tekrarlamak; tic. (fiyat) söylemek; piyasa fiyatını söylelem... |
| | slab | i., f. (-bed, -bing) kalın dilim; kerestenin dış parçası; f. kütükten tahta biçmek.... |
| | host | i. bazı Hıristiyan kiliselerinde Aşayı Rabbani ayininde takdis edilen ekmek, okunmuş ekmek.... |
| | powder | i., f. toz, pudra; barut; f. üzerine toz ekmek; dövüp toz haline getirmek; toz haline gelmek; pudra kullanmak; eski (a... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | melankoli | melancholia. melancholy.... |
| | sözde | supposedly. so-called. in the abstract. nominal. pretended. professedly. reputedly. so to speak. so called. supposed. wo... |
| | marşandiz | merchandise train. freight train. baggage train. freight. goods train.... |
| | zihniyet | mentality.... |
| | yen | yen.... |
|
|
|
 |
|
 |
|