| English | Türkçe |
| resentment | i. kızma, gücenme, darılma, içerleme.... |
|
| connective | (s). rapteden, bağlayan. connective tissue (anat). bağ doku.... |
|
| procreate | f. döllemek; hâsıl etmek, doğurmak, yaratmak procreant s. meydana getiren, verimli. procreative s. dölleyici; doğurg... |
|
| dog | (f). (ged, ging) peşini bırakmamak, takip etmek (özellikle kötü bir niyetle); tazı gibi av peşinden gitmek; kütükleri ... |
|
| castle | (f). kaleye koymak veya kapatmak; (satranç). küçük veya büyük rok yapmak.... |
|
| call | (i). bağırma, çağırma, bağırış, haykırma; ötüş ötme (kuş); boru (avcılıkta); boru sesi; kısa ziyaret, kapıdan uğrama; ce... |
|
| inexhaustible | s. tükenmez, tüketilemez, arkası alınamaz; yorulmaz. inexhaustibly z. bitip tükenmeden, yorulmayarak.... |
|
| cloisonne | (i). renkli kısımlann birbirlerinden madeni şeritlerle aynldığı emaye işi.... |
|
| astrologer | (i) muneccim.... |
|
| goon | argo bir şantajcının adamı olan katil kundakçı işverenin grevcilere karşı şiddet kullanan adamı ahmak kimse |
|