| English | Türkçe |
| ripen | f. olgunlaştırmak, olmak, olgunlaşmak, kemale erdirmek veya ermek.... |
|
| nuisance | (i.) sıkıcı şey veya kimse; sıkıntı, dert, bela; (huk.) başkalarına zarar veya sıkıntı veren şey. nuisance tax çok ufa... |
|
| conserve | (f). korumak, muhafaza etmek; şeker ile muhafaza etmek, konserve yapmak.... |
|
| wellthoughtof | s. saygın, itibarlı, makbul.... |
|
| irrefutable | (s.) aksi iddia edilemez, reddedilemez, itiraz kaldırmaz. irrefutably (z.) reddedilmez bir şekilde.... |
|
| haggard | (s.) yorgunluk ve açlıktan dolayı bitkin görünüşlü; yabani görünüşlü, yabani davranışlı (doğan).... |
|
| lustrate | f. törenle arıtmak, yıkayıp arıtmak (ayinde); şartlamak. lustra'tion i ayinde yıkayıp arıtma.... |
|
| shortcoming | (i). kusur, ihmal.... |
|
| misconduct | f. kötü idare etmek. misconduct oneself ahlâkseca davranmak.... |
|
| snarl | dolaştırmak dolaşmak çapraşık bir hal almak karmakarışık hale getirmek dolaşma çapraşık düğüm snarly dolaşık düğümlü |
|