| English | Türkçe | | beset | f. kuşatmak, etrafını almak; rahat vermemek, üzerine varmak; üzerine koymak, nakşetmek. besetting s. yakayı bırakmayan... |
| | rainbow | i. gökkuşağı, yağmurkuşağı, ebemkuşağı, eleğimsağma, alkım rainbow. chaser hayal peşinde koşan kimse. rainbow trout ç... |
| | photostat | i. fotostat, negatife lüzum kalmadan doğrudan doğruya fotoğraf çeken makina; böyle çekilen fotoğraf. photostat'ic s. ... |
| | snobbish | s. kibarlık taslayan, züppe tavırlı, snop. snobbishly z. züppecesine. snobbishness i. züppelik.... |
| | cold chisel | soğuk keski, demir kalemi.... |
| | backslide | (f). fena yola sapmak; doğru yoldan tekrar günaha dönmek. backslider (i). fena yola sapan kimse; tekrar günaha ... |
| | pericardium | i., anat. kalp dış zarı, perikard, yürek perdesi, dış yürek zarı.... |
| | legume | i. baklagiller familyasından bitkinin tanesi veya tohumu, baklagiller familyasından bitki; baklanın dış kabuğu veya za... |
| | fee | (i)., (f). ücret; duhuliye, giriş ücreti; tımar, zeamet; doktor ücreti, vizite; (f). ücret vermek; ücretle tutmak. fee ... |
| | odium | nefret gizli düşmanlık yüz karası ayıp iğrençlik |
|
|