| Son aradıklarım / My last searchs |
|
|
|
| English | Türkçe | | sentient | (s.), (i.) sezgili; duygulu, duygun; (i.) duygulu kimse; akıl. sentiently (z.) duyarak, hissederek.... |
| | houselights | i. tiyatro salonundaki ışıklar.... |
| | jackass | (i.) erkek eşek; ahmak adam, eşek herif. Iaughing jackass Avustralya'ya özgü bir cins balıkçıl.... |
| | sail | i., f. yelken; yelkene benzer herhangi bir şey; yel değirmeni yelpazesi; yelkenli gemi; topluluk ismi yelkenli gemiler... |
| | indiscriminate | s. gelişigüzel, rasgele; ayırt edilmemiş, karışık. indiscriminately z. rasgele; tefrik etmeyerek, ayrı seçi yapmayarak... |
| | scapegoat | i. başkalarının cezasını ve sorumluluğunu yüklenen kimse; (eski) Musevilerin günahlarını çöle götürmek üzere başıboş b... |
| | caress | (i)., (f). okşama, kucaklama; (f). okşamak, sevmek, kucaklamak. caressingly (z). kucaklayarak.... |
| | heartsick | (s). çok kederli, çok meyus.... |
| | close-lipped | (s). sıkı ağazlı... |
| | sublittoral | sahile yakın inme çizgisi ile 40 metre derinlik arasındaki sulara ait |
|
|
|
|