eniyisozluk.com

ç ğ ı ö ş ü

Sonuçlar

English Türkçe
1-that bağlaç ki, diye. in that mademki. O that... Keşke...
2-that (zam.), (s.), (z.) (çoğ. those) o, şu; (s.) o, adı geçen, mezkür; (z.) öyle, o kadar that is, that is to say yani. That's that. İşte o kadar. Başka söz istemez. that way ondan dolayı; o durum: Mary and John are that way about each other. Mary ile John birbirlerine abayı yakmışlar. all that o kadar. at that artık, bu durumda. for all that buna rağmen. so that ki, diye.
3-thatch (i.), (f.) dam örtüsü olarak kullanılan saz veya saman; yaprakları dam örtüsü olarak kullanılan birkaç çeşit hurma ağacı; (f.) saz veya yapraklarla dam kaplamak. thatching (i.) damı sazla kaplama; bu iş için kullanılan malzeme.



  Son aradıklarım / My last searchs
  Son arananlar / Last searchs
FAKEEng > Tr20:05:33
poşibilitiesEng > Tr09:10:23
ÇĞIEng > Tr09:09:51
ALAYTr > Eng21:03:02
oto tamırEng > Tr17:23:48
kamılEng > Tr13:18:35
takdir etmekTr > Eng16:34:56
hakkını vermekTr > Eng16:34:34
uzatmakTr > Eng16:33:09
işbirliğiTr > Eng16:29:37
  En çok arananlar / Hit searchs
barışmak istiyorumTr >> Eng1
barışmak istiyorumEng >> Tr1
LOVEEng >> Tr1
I LOVE YOUEng >> Tr1
youEng >> Tr1
senTr >> Eng1
theEng >> Tr1
mantarTr >> Eng1
mankeyEng >> Tr1
ballEng >> Tr1



English Türkçe
sentient (s.), (i.) sezgili; duygulu, duygun; (i.) duygulu kimse; akıl. sentiently (z.) duyarak, hissederek....

houselights i. tiyatro salonundaki ışıklar....

jackass (i.) erkek eşek; ahmak adam, eşek herif. Iaughing jackass Avustralya'ya özgü bir cins balıkçıl....

sail i., f. yelken; yelkene benzer herhangi bir şey; yel değirmeni yelpazesi; yelkenli gemi; topluluk ismi yelkenli gemiler...

indiscriminate s. gelişigüzel, rasgele; ayırt edilmemiş, karışık. indiscriminately z. rasgele; tefrik etmeyerek, ayrı seçi yapmayarak...

scapegoat i. başkalarının cezasını ve sorumluluğunu yüklenen kimse; (eski) Musevilerin günahlarını çöle götürmek üzere başıboş b...

caress (i)., (f). okşama, kucaklama; (f). okşamak, sevmek, kucaklamak. caressingly (z). kucaklayarak....

heartsick (s). çok kederli, çok meyus....

close-lipped (s). sıkı ağazlı...

sublittoral sahile yakın inme çizgisi ile 40 metre derinlik arasındaki sulara ait

TürkçeEnglish
olumsuzluk eki dis....

vatandaşlık citizenship. national status....

imparatoriçe empress....

baygınlık syncopal. unconsciousness. faint. fainting. coma. insensibility. stupor. swoon. syncope....

ti Telecom Italia....

çüş whoa....

diploma A letter or writing, usually under seal, conferring some privilege, honor, or power; a document bearing record of a degr...

fide seedling....

vicdanlı conscientious. scrupulous. honest. just. fair....

jeokimya geochemistry geochemistry yerkimyası