eniyisozluk.com

ç ğ ı ö ş ü

Sonuçlar

Türkçe English
1-takeometre tacheometer. speedometer.



  Son aradıklarım / My last searchs
  Son arananlar / Last searchs
FAKEEng > Tr20:05:33
poşibilitiesEng > Tr09:10:23
ÇĞIEng > Tr09:09:51
ALAYTr > Eng21:03:02
oto tamırEng > Tr17:23:48
kamılEng > Tr13:18:35
takdir etmekTr > Eng16:34:56
hakkını vermekTr > Eng16:34:34
uzatmakTr > Eng16:33:09
işbirliğiTr > Eng16:29:37
  En çok arananlar / Hit searchs
barışmak istiyorumTr >> Eng1
barışmak istiyorumEng >> Tr1
LOVEEng >> Tr1
I LOVE YOUEng >> Tr1
youEng >> Tr1
senTr >> Eng1
theEng >> Tr1
mantarTr >> Eng1
mankeyEng >> Tr1
ballEng >> Tr1



English Türkçe
bookmaker i. kitapçı; at yarışı ve maçlarda müşterek bahisleri düzenleyen adam....

unbuild f. (-built) yıkmak, tahrip etmek; yerle bir etmek. unbuilt s. inşa edilmemiş....

christmas (i). Noel, isa'nın doğumu yortusu (25 aralık). christmas eve noel arifesi. chrıstmas rose kara çöpleme, (bot). hellebor...

contour (i)., (f). dış hatlar, çevre, şekil; (haritada) tesviye hattı, yatay sınır, düzey çizgisi; (f). şeklini meydana getirme...

graniform (s.) habbe veya tohum şeklinde....

vicinage i. çevre, yöre, havali; komşuluk....

bloomers i., çoğ. kadınların jimnastik yaparken, ata binerken v.b.'nde giydikleri bir çeşit şalvar; kısa şalvar gibi don....

imbalance i. dengesizlik, muvazenesizlik...

burn f. yanmak, yanıyor gibi olmak, alev alev olmak; ışık saçmak; parıldamak; tutuşmak; yakmak, tutuşturmak; kavurmak; pişir...

encumber incumber engel olmak mani olmak yüklemek zorunluluk veya sorumluluk altında bırakmak encumbrance yük engel mâni çocuk bakımından sorumlu olunan kişi huk borç ipotek without encumbrances çocuksuz ipoteksiz ilişiksiz encumbrancer huk bir başkasının mülkü üzerinde hakkı veya alacağı olan kimse

TürkçeEnglish
sadakatsizlik infidelity. disloyalty. unfaithfulness....

fagot A bundle of pieces of wrought iron to be worked over into bars or other shapes by rolling or hammering at a welding heat...

şehirleşmek to become urbanized. urbanize....

uzak görüşlü long sight. long- sighted....

İskoç Scotch....

tatsız distasteful....

krank crank....

sevişme lovemaking. caressing each ohter. sexual intercourse....

iğrenilmek to be disgusted (with....

oyunbozan person who at the last minute refuses to do sth he has agreed to do spoilsport killjoy