| English | Türkçe |
| bookmaker | i. kitapçı; at yarışı ve maçlarda müşterek bahisleri düzenleyen adam.... |
|
| unbuild | f. (-built) yıkmak, tahrip etmek; yerle bir etmek. unbuilt s. inşa edilmemiş.... |
|
| christmas | (i). Noel, isa'nın doğumu yortusu (25 aralık). christmas eve noel arifesi. chrıstmas rose kara çöpleme, (bot). hellebor... |
|
| contour | (i)., (f). dış hatlar, çevre, şekil; (haritada) tesviye hattı, yatay sınır, düzey çizgisi; (f). şeklini meydana getirme... |
|
| graniform | (s.) habbe veya tohum şeklinde.... |
|
| vicinage | i. çevre, yöre, havali; komşuluk.... |
|
| bloomers | i., çoğ. kadınların jimnastik yaparken, ata binerken v.b.'nde giydikleri bir çeşit şalvar; kısa şalvar gibi don.... |
|
| imbalance | i. dengesizlik, muvazenesizlik... |
|
| burn | f. yanmak, yanıyor gibi olmak, alev alev olmak; ışık saçmak; parıldamak; tutuşmak; yakmak, tutuşturmak; kavurmak; pişir... |
|
| encumber | incumber engel olmak mani olmak yüklemek zorunluluk veya sorumluluk altında bırakmak encumbrance yük engel mâni çocuk bakımından sorumlu olunan kişi huk borç ipotek without encumbrances çocuksuz ipoteksiz ilişiksiz encumbrancer huk bir başkasının mülkü üzerinde hakkı veya alacağı olan kimse |
|