eniyisozluk.com

ç ğ ı ö ş ü

Sonuçlar

English Türkçe
1-sturdy s. kuvvetli, dayanıklı, metanetli, sağlam bünyeli; sebatlı azimli. sturdily z. kuvvetle, dayanacak şekilde. sturdiness kuvvetlilik; sebat; gürbüzlük.
2-sturdy i. koyunlara mahsus sersemlik illeti.



  Son aradıklarım / My last searchs
  Son arananlar / Last searchs
HİGHEng > Tr22:55:30
lowEng > Tr22:35:28
urselfEng > Tr09:33:26
FAKEEng > Tr20:05:33
poşibilitiesEng > Tr09:10:23
ÇĞIEng > Tr09:09:51
ALAYTr > Eng21:03:02
oto tamırEng > Tr17:23:48
kamılEng > Tr13:18:35
takdir etmekTr > Eng16:34:56
  En çok arananlar / Hit searchs
barışmak istiyorumTr >> Eng1
barışmak istiyorumEng >> Tr1
LOVEEng >> Tr1
I LOVE YOUEng >> Tr1
youEng >> Tr1
senTr >> Eng1
theEng >> Tr1
mantarTr >> Eng1
mankeyEng >> Tr1
ballEng >> Tr1



English Türkçe
megalith i. tarihöncesi zamanlardan kalma büyük taş anıt, megalit. megalithic s. eski zaman büyük taş anıtına ait. megalo (önek) ...

formication (i)., (tıb). karıncalanma....

elliptical s. beyzi, oval, eliptik; kısa, kısaltılmış, bazı kelimeleri çıkarılmıs (yazı, konusma). elliptically z. beyzi olarak, ...

knight (i.), (f.) silâhşör, şövalye, sir unvanını kazanan kimse; asılzade; satranç oyununda at; kendini bir şeye adayan kimse; ...

quoit i., f. oyunda atılan yassı demir halka; ,coğ. halka oyunu; f. yassı demir halka atar gibi atmak....

perfunctory s. düşünülmeden ve mekanik olarak yapılan: dikkatsiz, baştan savma; sıkıcı, formalite icabı. perfunctorily z. formalite...

concourse (i). toplantı, bir araya gelme; kalabalık, izdiham; bir park içinden geçen araba veya gezinti yolu; istasyon binasındaki...

inasmuchas madem ki, çünkü, i. göz önünde bulundurarak....

pier i. iskele, rıhtım; kemer veya köprü payandası; iki pencere veya kapı arasında bulunan duvar....

ripple keten tarağı keten tohumunu ayırmaya mahsus tarak keten tohumunu ayırmak

TürkçeEnglish
soyadı surname. family name. cognomen. last name....

tarama hatch. combing. hatching. cross-hatching. hachure. a spread made with fish return. carding. rabbing. dredging. raking. s...

terminal A monitor and keyboard attached to a computer, used for data entry and display Unlike a personal computer, a terminal do...

Habeşistan abyssinia....

test A reaction employed to recognize or distinguish any particular substance or constituent of a compound, as the production...

çalışmak attempt. catch. endeavour. function. go. labour. operate. ply. practise. serve. start. strive. study. try. work....

günlerce for days....

değersizlik paltriness....

yasaklayıcı prohibitive....

ısıtmak heat toast warm to heat to warm to warm up