 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | booster | i., A.B.D. ileri götüren şey, yardım eden kimse, propagandacı; rokette yardımcı ek motor; elek. voltajı yükselten alet. ... |
| | antipope | (i). kanunlar gereğince seçilmiş Papaya muhalefet eden kanun dışı Papa.... |
| | beneficial | s. hayırlı; faydalı, yararlı. beneficial association huk. hayır cemiyeti, umumi menfaatlere hizmet eden cemiyet. benefic... |
| | check | (f). durdurmak, birden durdurmak; engel olmak; kontrol altına almak; kontrol etmek, teftiş etmek; kontrol işareti koyma... |
| | redskin | (i.) kızılderili.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | kiralık katil | hit man.... |
| | kafayı çekmek | swill.... |
| | sehpa | coffee table. trestle. tripod. easel. gallows. gantry. carriage. horsejack. horse cradle. sawbuck. sawhorse. lifting jac... |
| | aylak | drifter. hobo. idle. loafer. vagabond. tramp. vagrant. wanderer.... |
| | orijin | origin.... |
|
|
|
 |
|
 |
|