 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | flat | (s). (ter, test) (z). düz, müstevi, yassı: yüzüstü, sırtüstü; yıkık, harap; kati, kesin; mat, donuk, tatsız, yavan; dur... |
| | conveyer, conveyor | (i). nakledici şey veya kimse. conveyor belt taşıyıcı kayış.... |
| | underexpose | f. fotoğrafı karanlık çıkarmak; güdük ışığa tutmak. underexposure i. fotoğrafı karanlık çıkarma.... |
| | guard | (f.) korumak, muhafaza etmek, himaye etmek; gözaltına almak, nezaret altında bulundurmak; nöbet tutmak, bekle mek; di... |
| | saliclaw | bazı Germen kabilelerinin beşinci yüzyılda düzenlenen kanunnamesi; eskiden Fransa'da kadınların tahta geçmelerini yasa... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | ağartmak | blanch. bleach. to bleach. to whiten. to blanch. to grey.... |
| | farazi | suppositional.... |
| | giderek | ever. increasingly.... |
| | bazı | certain. some.... |
| | envanter | inventory.... |
|
|
|
 |
|
 |
|