| English | Türkçe |
| peldicle | i. ince zar; kim. sıvıların yüzeyinde bulunan zar gibi ince tabaka.... |
|
| specialty | i. özellik, hususiyet; spesiyalite; ihtisas, uzmanlık; huk. mühürlü sözleşme. specialty of the house lokantanın spesya... |
|
| storied | (ing.) storeyed s. katlı.... |
|
| change | (i). değişim, değişme, değişiklik, tahavvül, dönüşme; sapma; yenilik; bir şeyin diğerinin yerini alması; bozukluk, para... |
|
| oppress | f. sıkmak, sıkıştırmak, baskı yapmak: zulmetmek, canını yakmak; yormak, canını sıkmak, üzerine yüklenmek.... |
|
| sj. | kıs. Society of Jesus.... |
|
| skin | i. deri, cilt: tulum: post: kabuk: den. geminin dış kaplaması; hilekar kişi; (argo) cimri kimse. skin diving aletli da... |
|
| pickedover | s. elde kalan, elenmiş.... |
|
| omniscient | s. her şeyi bilen, âlim. the Omniscient Allah, Alimimutlak, omniscience i. her şeyi bilme. omnisciently z. her şeyi bi... |
|
| promenade | gezme gezinti gezme yeri mesire büyük balo gezinmek birini gösteriş için gezdirmek promenade concert halkın gezinmesine müsaade edilen konser promenade deck gezinti güvertesi üst güverte |
|