| English | Türkçe | | keeping | i. tutma, koruma, muhafaza etme; geçim, geçimini temin etme; himaye. in keeping with uygun olarak.... |
| | levee | i., A.B.D nehir kenannda su taşmasına engel olacak set; set gibi yüksek nehir kenarı; rıhtım.... |
| | primadonna | primadonna; k.dili sinirli ve kibirli kimse.... |
| | fruitful | (s). meyva veren, yemişveren, verimli, mahsuldar. fruitfully (z). verimli olarak. fruitfulness (i). verimlilik, bereket... |
| | cicatrice, cicatrix | (i). yaranın üstünü kapatan yeni zar, sikatris: (bot). düşen bir yaprak veya tohumun bıraktığı iz.... |
| | triecious | bak. trioecious.... |
| | incage | , encage f. kafese kapamak.... |
| | contra | önek karşı, zıt, aksi.... |
| | stilt | i., f. yere basmadan yürümek için kullanılan ortası basamaklı sırık, ayaklık; sütun; uzunbacak, kıyı koşan, zool. Hima... |
| | hydrophilous | bot zool sucul hidrofil |
|
|