| English | Türkçe |
| annuity | (i). yıllık taksit; tahsisat, her yıl tahsil edilen belirli bir gelir; hizmete bedel olmayarak bir yerden verilen yı... |
|
| undermine | f. altını kazmak, altına lâğım kazmak; el altından mahvına çalışmak; ayağını kaydırmak, düşürmek; zayıflatmak.... |
|
| piacular | s. kefaret eden; kefarete muhtaç, günahkâr; suçlu... |
|
| grip | (i.), (f.) (ped, ping) sıkı tutma; kavrama; el sıkma; pençe, el; tutak, bir şeyin tutacak yeri; A.B.D. el çantası; (f.... |
|
| zircon | i., min. zirkon.... |
|
| cayenne | (i). Cayenne şehri, Fransız Guyan'ının başkenti.... |
|
| kaolinize | İng. (-ise) f. arıkile dönüştürmek.... |
|
| titillate | f gıcıklamak, gıdıklamak; hisleri okşamak. titilla'tion i. gıdılklama, gıdıklanma; geçici tatlı his.... |
|
| freehold | (i)., (huk). mülk; iyelik hakkı, mülkiyet. freeholder (i). mülk sahibi.... |
|
| innocent | masum suçsuz kabahatsiz günahsız zararsız saf aklı ermez azade kanuni hilesiz masum kimse veya çocuk aptal kimse innocent emusement zararsız eğlence innocently masumca saflıkla |
|