| English | Türkçe | | begrudge | f. çok görmek, gözü kalmak, haset etmek; vermek istememek. be grudging s. kıskanan. begrudgingly kıskanarak.... |
| | tidy | s., i., f. üstü başı temiz; temiz giyimli; muntazam, düzenli, tertipli; k.dili. oldukça, epey; i. sandalye arkasına kona... |
| | lightship | i. fener dubası, fener gemisi.... |
| | mesomorphic | s., fiz. sıvı ile billur arasında bir halde olan; adale ve kemikleri çok gelişmiş (insan).... |
| | orotund | s. dolgun ve berrak sesli, gümrah ve ahenkli; tumturaklı (yazı veya söz).... |
| | leg | f. (-ged, -ging) gen. it ile, k.dili yürümek, koşmak.... |
| | goddamn | ünlem, (s.) Kahrolsun! (s.) kahrolası .... |
| | spinule | i., bot., zool. dikencik, iğnecik. spinulose s. dikenli, iğneli.... |
| | thermoelectricity | i. termoelektrik, ısı elektriği.... |
| | coexist | bir arada var olmak coexistence bir arada var oluş |
|
|