| Son aradıklarım / My last searchs |
|
|
|
| English | Türkçe | | unfinished | s. bitmemiş, tamamlanmamış; son duruma gelmemiş.... |
| | poke | i. itme, dürtme; dirsek vurma; ağır ağır hareket eden kimse; k.dili tekme; hayvanların çitlerden geçememeleri için bo... |
| | avouch | (f). onaylamak, teyit ve tasdik etmek, kuvvetle söylemek, iddia etmek, garanti etmek, itiraf etmek, açıkça söylemek.... |
| | benighted | s. bilgisiz; gece karanIığına kalmış.... |
| | sanderling | i. deniz çulluğu, zool. Crocethia alba.... |
| | minority | i. azınlık; reşit olmama.... |
| | casual | (s).,(i). tesadüfen olan; kasıtlı olmayan, rasgele; dikkatsiz, ihmalci; ilgisiz;(i). ihtiyaç oldukça gündelikle tutula... |
| | hagridden | (s.) büyülenmiş olduğundan dolayı kederli. ,... |
| | semperfidelis | Lat. daima sadık.... |
| | impassable | geçilemez aşlıamaz geçit vermez impassabil'ity geçit vermezlik impassably geçit vermeyerek |
|
|
| Türkçe | English | | vali | governor. governor ilbay. governor of a province. vali.... |
| | kafein | caffeine.... |
| | podyum | podium.... |
| | dayak | beating. thrashing. corporal punishment. whipping. rod. prop. bashing. basting. birching. caning. chastisement. dressing... |
| | daire | circle. round. disc. verge. apartment. bureau. department. board. hoop. rooms. circuit. compartment. pad. ring.... |
| | slayt | slide. lantern slide. transparent slide. transparency.... |
| | imha | destruction. eradication. annihilation yok etme. ortadan kaldırma.... |
| | haşmet | majesty. pomp. grandeur. glory.... |
| | atom | atom , atomy , corpuscle.... |
| | zayıflatma | attenuation |
|
|
|