 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | quint | i. bazı iskanbil oyunlarında aynı türden beş kağıdın üst üste bir oyuncuya gelmesi; müz. beş nokta aralığı; k.dili beşi... |
| | appearance | (i). görünüş, gösteriş; dış görünüş, zevahir; meydana çıkma, zuhur etme; hadise, olay; (huk). davalı veya davacının ... |
| | clean-cut | (s). iyi yontulmuş, temiz (iş); kesin; göze hoş görünen.... |
| | capitular | (i). bir katedral veya kilisenin danışma kurulu üyesi; (çoğ). böyle bir kurulun kanun veya nizamnamesi.... |
| | shatter | (f.) kırmak, paramparça etmek, darmadağın etmek, tahrip etmek; dengesini kaybettirmek; parçalanmak, kırılmak, darma d... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | ıslanmak | get wet. dampen. draggle. soak.... |
| | bulaştırmak | infect. contaminate. transmit. involve. daub. dirty. smear. taint. bedabble. bedaub. besmear. blur. communicate. corrupt... |
| | azar azar | glean. gradually. piecemeal.... |
| | portmanto | hallstand. hatstand.... |
| | değerleme | valuation.... |
|
|
|
 |
|
 |
|