| English | Türkçe |
| eel | (i). yılan balığı, (zool.) Anguilla; yılana benzer uzun balık.eelgrass (i)., (bot.) zostera otu. eelskin (i). yılan ba... |
|
| radioluminescent | s. röntgen etkisiyle ışık saçan.... |
|
| endomorph | i., mad. bir cins maden billuru içindeki diğer bir cins maden billuru; fizyol. nispeten kısa boylu, iri yapılı ve ada... |
|
| pupillary | s., tıb. gözbebeğine ait.... |
|
| lash | (f.) kamçı ile vurmak, dövmek, kamçılamak; kınamak, ayıplamak; azarlamak; galeyana getirmek; hicvetmek; vurmak, şiddetle... |
|
| prefabricate | f. önceden hazırlamak, önceden imal etmek; bir binanın kurulmasını kolaylaştırmak için aksamını önceden hazırlamak.... |
|
| masque | i. aktörlerin maske giydikleri eski usul sahne oyunu; maskeli balo.... |
|
| nile | (i.) Nil nehri.... |
|
| justice | i. adalet, hak; hakkaniyet, doğruluk; hâkim. justice of the peace sulh hâkimi. bring a person to justice birine ettiğ... |
|
| indrawn | içeriye doğru çekilmiş zihni meşgul |
|