 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | fence | (f). çit veya parmaklıkla etrafını çevirmek: eskrim yapmak: çalınmış mal almak veya satmak; kaçamaklı konuşmak. fencer ... |
| | nerveracking , nervewracking | s. sinirlendirici.... |
| | dilettante | (i)., (s). (çoğ ti) eğlence için özel bir şeyle ilgilenen kimse; güzel sanatlar düşkünü kimse, sanat meraklısı kimse; ... |
| | croquette | (i). köfte, kokteyl köftesi, yağda pişirilmiş et veya balık köftesi.... |
| | magneto- | önek mıknatısiyetle ilgili, buna ait veya bununla meydana gelen. magneto electricity i. indükleme akımı. magneto gene... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | basiret | forethought. foresight. insight. discernment. prudence.... |
| | çabukluk | speed. velocity. quickness. rapidness. haste.... |
| | tonalite | tonality.... |
| | şairane | poetic. poetical ozansı.... |
| | boşalmak | empty. discharge. ejaculate. cum. cream. exhaust. drain away. drain off. teem.... |
|
|
|
 |
|
 |
|