| English | Türkçe | | coat | (i), (f). palto, ceket; kat, tabaka; (f). kaplamak, geçmek (boya vb) coat hanger elbise askısı, askı. coat of armas hane... |
| | sweettempered | s. iyi huylu.... |
| | crooked | (s). eğri, çarpık; kancalı; namussuz, kanuna karşı; hileli, dalavereli; dolandırıcı, yalancı, sahtekar. crooked dealin... |
| | balsa | (i). tahtası çok hafif olup, cankurtaran salı v.b. yapımında kullanılan bir tropikal Amerikan ağacı; bu ağacın tahtası; ... |
| | balkan | (s). Balkan, Balkan devletlerine veya bu memleketlerde oturanlara ait; Balkan yarımadasına veya dağlarına ait. the Balka... |
| | wanderoo | i. Seylan adasına özgü bir maymun, langur, zool. Presbytis cephalopterus; aslankuyruklu maymun, zool. Macaca silenus.... |
| | crisscross | (s)., (i)., (f). çapraz, çaprazvari; (i). birbirini kesen çapraz doğrular; (f). çapraz hatlar çizmek; tekrar tekrar ... |
| | financier | (i). maliyeci, sermayedar; banker.... |
| | meningitis | i. tıb. beyinzarı iltihabı, menenjit.... |
| | chuckle | kıkır kıkır gülmek kendi kendine gülmek kıkırdama anne tavuğun civcivlerini çağırmak için çıkardığı ses chuckler kıkırdayan kimse |
|
|